9 Nisan 2013 Salı

Özür dilerim birkaç aydır sasyfayla ilgilenemiyordum ama artık geri dönüyorum yeni haberlerle devam edelim...

video
Merhaba lovatic ler dün gece saat 2 de Heart Attack çıktı.Ve ben 2 ye kadar dakika saydım :D
Herneyse videoyu yan tarafatn izleyebilirsiniz.
Demi bu sabah 8de GMA ya gitti.
Günaydın America türkçesi.
ARTIK İZLEYE İZLEYE BEYNİM UYUŞTU :D

Bana bu hesaplardan ulaşabilirsiniz.
hatta takipçim olabilir ve beğenilerimi arttırabilirsiniz..:D
benim twitterim:
https://twitter.com/xHeartAttackDL

facebook fan sayfam:
https://www.facebook.com/ddlovatolo?ref=tn_tnmn

kafanıza takılan soru olursa bana bunlardn ulaşabilirsiniz şimdilik bu kadar bidahaki haberde görüşmek üzere...

2 Mart 2013 Cumartesi

HEART ATTACK


Puttin’ my defences up
‘Cause I don’t wanna fall in love
If I ever did that
I think I’d have a heart attack

Never put my love out on the line
Never said yes to the right guy
Never had trouble getting what I want
But when it comes to you, I’m never good enough
When I don’t care
I can play ‘em like a Ken doll
Won’t wash my hair
Then make 'em bounce like a basketball

But you make me wanna act like a girl
Paint my nails and wear high heels
Yeah, it’s you, make me so nervous
That I just can’t hold your hand

You make me glow, but I cover up
Won’t let it show, so I’m
Puttin’ my defences up
Cause I don’t wanna fall in love
If I ever did that
I think I’d have a heart attack (x3)

Never break a sweat for the other guys
When you come around, I get paralyzed
And everytime I try to be myself
It comes out wrong like a cry for help
It’s just not fair
Pain’s more trouble than it all is worth
I gasp for air
It feels so good, but you know it hurts

But you make me wanna act like a girl
Paint my nails and wear perfume
For you, make me so nervous
That I just can’t hold your hand

You make me glow, but I cover up
Won’t let it show, so I’m
Puttin’ my defences up
Cause I don’t wanna fall in love
If I ever did that
I think I’d have a heart attack (x3)

The feelings I lost in my love
They’re burning, I’m not giving up
And there’s no one else to blame
So instead I’ll take off in a run
I’m flying too close to the sun
And I’m burst into flames

You make me glow, but I cover up
Won’t let it show, so I’m
Puttin’ my defences up
‘Cause I don’t wanna fall in love
If I ever did that
I think I’d have a heart attack (x5)

10 Şubat 2013 Pazar

Demi lovatonun agzından yasadıkları

Bu başlıkta Demi Lovato'nun yaşadıklarını anlatacağım
Joe'nun benden ayrılmasını atlatmış gibiydim, sanki bugün daha iyi hissediyordum. Güneş benim asık suratıma inatla gökyüzünde bütün ihtişamıyla ışıldıyordu ve beni

alaycı bakışlarıyla süzüyordu. Hışımla kalkıp perdeyi gürültüyle kapattım, güneş bana meydan okurcasına perdenin altından süzülüyordu. Gözlerimi kapattım, derin
bir nefes aldım ve güneşten sakince rica ettim; "Benimle uğraşma... Lütfen..."
Saat 6 buçuktu, bilgisayarımı açtım ve magazin sitelerine girdim. Benim hakkımda bir sürü resim ve haber vardı. "Demi aklını mı kaçırdı?" "Demi bileklerini kesiyor!"
"Demi daha önce de yapmıştı!"
Kendime şaşırarak sakinliğimi korudum, istemsiz olarak arama motoruna yazdım. "Joe Jonas"
Ve o anda ipler kopmuştu, "Joe ve Ashley Greene beraberler."
Bilgisayara anlamamış gözlerle baktım bi süre, kalbime bıçaklar batırıyorlardı. Midem ise sanki büyük bir yükü taşıyamamış, pes etmiş gibiydi. Sesli nefes almaya başladım,
bu sırada gözlerimden yaşlar durmaksızın akıyordu. Nefes seslerim bir süre sonra çığlıklara dönüşmüştü, hızla ayağa kalktım ve aynama sinirle yumruk attım. Parçaları
ayaklarımı kesmişti, bilgisayarımı duvara fırlattım. Deli gibi çığlık atıyordum, saçlarımı çekiştirip kendime tırnaklarımı batırdım. Kollarımı kanatmıştım ama hala
devam ediyordum.
Annem kapımı açtı, uykulu gözleri önce anlamamıştı sonra da bütün gücüyle beni durdurmaya çalıştı. Babam ve kız kardeşim de gelmişti, babam ambulansı aradı. Kız kardeşim
ise hıçkırarak ağlıyordu, beynim dönmüştü. Kısa sürede ambulans geldi ve sonra beni bayılttılar. Bana neler oluyor? Biri söylesin, lütfen...

Son günlerde tamamen delirmem üzere rehabilitasyon merkezine getirildim. Miley yine ziyaret etti ve Justin Bieber beni aradı, yanında Selena da vardı. Çok kısa Selena'yla
da konuştum, sanki iki yabancıymışız gibi olmuştu Justin'e bile daha yakın hissettim kendimi. Her neyse, Noel için dışarı çıkmama izin verdiler, dışarıda bir sürü
paparazi olduğu için modacım geldi ve beni hazırladı. Artık dışarı çıkmaya hazırım, aslında burda daha iyiyim. Sanki yaşamıyormuşum gibi, ne paparaziler var ne de sana
özel ayrıcalık tanıyanlar var. Açıkçası ilk defa bir yerde bu kadar huzurluyum.
"Hazırsın tatlım, iyi şanslar." dedi modacım ve alnımdan öpüp derin bir nefes aldı.
Herkes benim için üzülüyordu, hayranlarım, ailem ve arkadaşlarım. Onları üzdüğüm için bazen iyiymiş gibi davranmayı düşünüyorum ama bu sadece kendimi kandırmak olurdu.
İnternet ve televizyon bana yasaktı ama Miley geldiğinde bana hayranlarımın yaptığı videoları, Cody Linley'in benim için söylediği şarkıları gösterdi. Miley'e çaktırmadan
biraz ağladım, aslında fark etti ama birşey söylemedi. Hepsine çok minnettarım, bunun dışında ilginç bir olay da oldu. Taylor Swift bana çiçek gönderdi ve üzerindeki
kartta da "Böyle zamanlar şarkı yazıp içini dökmek için harika, değil mi?" yazıyordu. Açıkçası buraya girdiğimden beri kaleme kağıda elimi sürmemiştim ve nedense bir
pişmanlık hissettim. Doktorum böyle şeylere kafamı takmamam gerektiğini söyledi, burda hiçbir sorumluluğum yokmuş. İstediğim kadar yiyebilir, kilo sorunu diye birşey
düşünmemeliymişim. Açıkçası son günlerde yemeği biraz fazla kaçırdım, bunu doktora söylediğimde bana gülümsedi ve "Bu iyi bir gelişme." diyip elindeki kağıtlara birşeyler
yazdı.
Kafam karışık bir şekilde dışarı çıktım, birden bütün flaşlar patlamaya başladı. Herkes deli gibi soru soruyordu, yüz ifademi korudum ve arabama bindim. O kadar delirmişlerdi ki
arabamın kapısını zorladılar, bende olabildiğince hızlı ordan uzaklaştım. Eve varınca annem beni sımsıkı kucakladı, en sevdiğim yemekleri yapmıştı. Ne de olsa bugün Noel'di.
Ben kimse gelmez diye düşünürken kapı çaldı, merakla anneme baktım. Annem bana gülümsedi ve kapıyı açmaya gitti. Acaba Joe mu diye saçma sapan bir düşünce geçti aklımdan.
Topuk seslerine bakılırsa Joe değildi, birkaç topuk sesi vardı aslında. Terlemeye başlamıştım, gözlerim bulandı ve hafif başım döndü. Heyecan benim için iyi değildi, onun
için merkezde hiçbir sorumluluğum yoktu. 4 kişi olduğunu çok zor çıkardım ve arkadan 3 kişi daha ama bunlar erkekti. 3 erkek! Aman tanrım! Hayır anne!
Ayaklarım beni geri sürükledi, derin derin nefes aldım.
Bir ses "Joe çık odadan!" diye bağırdı.
Joe mu? Joe mu gelmişti? Ne?! Nasıl?!
Birkaç kişi yanıma geldi sakin olmamı söyledi, bir yerde yatıyor olsam gerekti. Biri saçımı okşuyordu, sonra herkes birşeyler söylemeye başladı.

Gözlerimi bir süre kapattım ve kalp atışlarımın düzelmesini bekledim. Annem pişmanlıkla doluydu "Yanlış birşey yaptım." diyip duruyordu. Miley ise "Hayır bu sorun artık çözülmeli."
dedi. Gözlerimi hafifçe açtım ve bulanıklık geçti, yerimden yavaşça doğruldum.
"İyi misin? Joe gelsin mi?" dedi Miley saçımı okşayarak.
Kafamı evet anlamında salladım, haklılardı artık bu sorun çözülmeliydi. Joe yavaşça içeri girdi, kafası yerdeydi önüme gelince kafasını kaldırdı. Tipik Joe! Hala aynıydı,
hala eskiden hatırladığım masum Joe'ydu.
"Nasılsın?" dedi.
"İyiyim, sen?" dedim kısık bir sesle.
"İyiyim işte öyle." dedi.
"Ashley yok mu?" dedim istemsiz olarak.
"Yok." dedi.
Birden bütün vücudum öfkeyle sarsıldı ve ayağa fırladım.
"Benden ayrılmana daha yeni alışmışken, ne kadar da hızlısınız beyefendi! Acaba benimle beraberkende onunla mı yatıyordun aşağılık herif?!" diye bağırdım.
"Demi sakin ol." dedi Selena.
"Hayır! Ne istiyorsa onu yapsın, bu onun hakkı." dedi Miley.
"Senden sonra tanıştım, asla seni aldatmadım." dedi Joe.
"Ah, çok teşekkürler. Sana çok minnettarım! Şimdi defol git evimden!" dedim ve yerle bir oldum.

Doktorum artık özel izinlerimin de olamayabileceğini söyledi, bense herkesin Noel'ini mahvettiğim için üzgündüm. Rehabilitasyon merkezini seviyordum ama bazen burdan deli
gibi çıkmak istiyordum. Duygularımı kontrol altına alamadığım için doktorum bana kızdı, açıkçası iyileşmek için bir çaba harcamadığımın farkındayım ve hala çaba harcamıyorum.
Çünkü dışarı çıkmak istemiyorum, dışarısı güvenli ve huzurlu değil. Şimdi doktorum gelicek ve konuşmak zorunda kalıcam, dün geldiğinde ağlamakla meşgul olduğum için birşey
anlatamamıştım. Bugün de anlatmak istemiyordum, aslında o olayları hatırlamak istemiyordum.
Ben böyle düşünürken doktor içeri geldi, sandalyeyi gürültüyle benim odanın ortasına çekti.
"Bugün nasılsın?" dedi gülümseyerek.
Doktor orta yaşını geçmiş, saçları ağarmış ve sanki suratında hiç sakal çıkmamış gibi bebek yüzlü bir adamdı.
"Daha iyiyim." dedim kısaca.
Yavaşça kafasını salladı ve not almaya başladı. Yazdığı notları garip bir şekilde merak etmiyordum, açıkçası umurumda değildi.
"Yakın arkadaş diyebileceğin biri var mı?" dedi gözlerini kısarak.
"Miley var ama..." dedim ve birden kafasını olmaz diye sallamaya başladı.
"Ne oldu?" diye sordum merakla.
"O gerçek arkadaşın değil, ya da henüz değil." dedi.
"Neden?" diye sordum.
"Ama dediğine göre sende pek emin değilsin. Sence ilerde yakın arkadaşın olabilir mi?" dedi.
"Bilemiyorum, gelecekle ilgili birşeyler düşünmek istemiyorum." dedim gözlerimi kaçırarak.
"Neden?" diye sordu merakla.
"Çünkü korkuyorum." dedim kafamı eğerek.
"Neyden korkuyorsun?" dedi, doktorun tek yaptığı soru sormaktı, gerçi bu onun işi. Herneyse.
"Burdan çıkmak istemiyorum." dedim sakin bir şekilde.
Sesli bir kahkaha attı, biran kahkahası hiç durmuycak sandım.
"Biliyor musun, çoğu hasta burdan çıkmak için her yolu deniyor ama sen çıkmak istemiyorsun ha?" dedi sonunda.
"Evet, çünkü burda hiçbir sorumluluğum yok. Ne üzebileceğim bir aile, ne bir arkadaşım ne de Joe Jonas derdim yok!" dedim bir anda.
"Anlıyorum." dedi ve birşeyler yazmaya devam etti.
Birşey söylemeden odadan çıkıp gitti, acaba geri gelir mi diye beklerken uyuyakaldım. Rüyamda karışık renkler gördüm sonra hepsi bir tabuta dönüştü, gökkuşağının renkleriyle
boyanmıştı tabut ve üzerinde süslü harflerle Demi yazıyordu. Sonra birde o tabut konsere geldi, en konsere başlarken tabut aşağı doğru sıkı iplerle indirildi ve hayranlarımın
çığlıklarını duyup tabutun içinde gülümsedim. Sonra tabutu kırarak çıktım ve daha önce yazmadığım bir şarkıyı söylemeye başladım. Sonra birden uyandım ve hemen kağıt kalem kaptım.
Sözcükler sanki rüyamda bana ezberletilmiş gibi birden yazdım. Stüdyoya gidip iyi olduğuma dair bir single çıkarmaya karar verdim, bekli doktorum izin vermezdi ama onu ikna
edebilirdim. Birden içimde uzun zamandır hissetmediğim birşeyi hissettim, umut etmenin ılık hissini. Gülümseyerek yine uykuya daldım, Joe Jonas'a o kadar değerli olmadığını
gösterecektim.
Ertesi gün olduğunda doktorumu bulmak için odadan çıktım, merkezin koridorlarında deli gibi gülümseyerek koşuyordum. Doktoru bulduğumda kocaman gülümsedim, oda bana şaşkınlıkla
baktı.
"Single çıkarmak istiyorum, müthiş bir şarkı yazdım. Aslında rüyamda gördüm ama yani ben yazdım, tabii rüyamda yazdım. Aslında rüyamda yazmıyordum söylüyordum, şey..." diye
sıralamaya başladım ve doktor sözümü kesti.
"İzin veriyorum." dedi gülümseyerek.
Odada çocuklar gibi zıplamaya başladım ve doktorum bu halime güldü. Hemen yapımcımı aradım ve benden zaten böyle birşey beklediğini söyledi. Hemen üzerime birşeyler giyip
dışarı fırladım, paparazilere bile gülümsedim ama yine hiçbir sorularına cevap vermedim. Arabaya atladım ve gaza bastım. Arabadan iner inmez koşmaya başladım, nedense
çok mutlu olmuştum. Stüdyoya çıktığımda yapımcım bana sarıldı, hiç zaman kaybetmeden şarkımı söylemeye başladım. Çok beğendi, bugün altyapısını yapacakmışız yarın da kaydedip
single fotoğrafını çektirip hemen yayınlıycazmışız. Öyle sevindirik olmuştum ki hayatımda Joe paraziti kalmamıştı, sanki hiç var olmamıştı.
Gün boyunca altyapısını yaptık, slov olmuştu ama ben yine de çok sevmiştim. Umarım herkes beğenirdi, akşam olunca merkeze geri döndüm ve rahat bir uyku çektim. Yarın çok
güzel olacaktı.
Sabah uyanır uyanmaz kahvaltı edip merkezden çıktım, bu sefer paparazilere bir sürpriz yapacağımı söyledim ve hepsi arabanın kapısını tırmaladı resmen. Yine koşarak stüdyoya
çıktım, şarkıyı ilk seferde söyledim ama yapımcım yine de birkaç kere kaydetti. Şarkı üzerindeki düzenlemeleri yaptıktan sonra fotoğraf stüdyosuna gittik, son dakikada geldiğimiz
için önce kabul etmediler ama sonradan ikna oldular. Çok içime sinen bir single oldu...

Gördüğüm rüyada karanlık bir orman vardı, sonra kahkahalar duymaya başladım. Ormanın içi insan doluydu ve hepsini çok seviyordum, aslında hiç birini tanımıyordum. Her yeri
ışıklarla süslediler ve ne zaman onlara baksam bana gülümsüyorlardı. Sonra gülümseyerek uyandım, ilk defa gülümseyerek uyanıyordum. Bundan sonra herşey iyi olacaktı, bunu
biliyordum. Gözlerimi kapattım ve kendimi uykunun şevkatli kollarına bıraktım.
Sabah olduğunda doktorum bugün dışarda gezebileceğimi söyledi ve ben sevinçten havalara uçtum, hatta sevinirken yataktan düştüm. Hemen üzerime birşeyler geçirip dışarı çıktım,
tabii ki paparaziler vardı. Onlara gülümseyerek arabaya binip sahile gittim, denizin kokusunu özlemiştim. Düne kadar merkezde kalmak istiyordum ama artık fikrim değişti.
Oraya geri dönmek istemiyorum, bunu kesinlikle doktorumla konuşmam gerek. Ben denize hayranlıkla bakarken biri yanıma oturdu, yavaşça kafamı çevirip baktım. Benim yaşlarımda
kumral saçlı biri vardı.
"Denizi çok özledin galiba?" dedi, şaşırmıştım.
"Evet." dedim.
"Merkezden çıkmana izin verdiler demek." dedi.
"Beni tanıdın mı?" dedim, yine şaşırmıştım o ise kısa bir kahkaha attı.
"Seni tanımam doğal birşey bence. Eğer sen beni tanısaydın bu şaşırtıcı olurdu." dedi.
"Haklısın, bazen düşünemiyorum." dedim.
"Seni bu akşam bir yere götürebilir miyim?" dedi.
"Seni tanımıyorum, üzgünüm." dedim.
"Peki o zaman, ne zaman konuşmak istersen beni ara." dedi ve cebinden bir kart çıkarıp telefon numarasını verdi.
Alıp almamak arasıda tereddüt etmiştim, en sonunda elimi yavaşça uzatıp aldım ve adam gülümsedi bende ona karşılık verdim.
"Sonra görüşürüz." dedi ve ayağa kalkıp arkasına bile bakmadan gitti.
Elimdeki kartı evirip çevirip çantama attım, kafam karışmıştı. Neden böyle davranmıştı ki şimdi? Aklım iyice karışmadan ayağa kalktım ve stüdyoya gitmeye karar verdim. Ne kadar
sevilmiş, plak ödülü almış mı merak etmiştim. Acaba yakında klip de çeker miydik? Büyük ihtimalle.
Stüdyoya vardığımda herkes beni güler yüzle karşıladı ve bana altın plak ödülümübüyük bir sevinçle takdim ettiler. 2 günde 1 milyon satmıştı ve sayı her geçen dakikada
artıyordu, hayatımda bu kadar güzel şey olurken Joe aklıma gelir mi? Evet, gelir. Üzgünüm ama hala tam olarak unutmuş değilim, bunu fiziksel hale getirirsek Joe'nun bacaklarını
unuttum diyebiliriz. Hala diğer kısımları aklımın bir köşesine bana oyun oynuyor ama artık bacaksız Joe'yu kontrol altına almayı öğrendiğimi düşünüyorum. Her neyse, Joe'yu
düşünmeyi bırakmam gerek, öptüm Joe...
Stüdyodan çıktıktan sonra doktorumla konuşmaya gittim, odasının kapısını çaldım ve "Gir" sesini duyunca derin bir nefes alıp içeri girdim.
"Merhaba." dedim girer girmez.
"Otur Demi." dedi.
Çantamı yere koyup yavaşça sandalyeye yerleştim, doktor bana gülümsedi "Hadi dökül bakalım" der gibi. Ya da ben öyle anladım.
"Ben artık merkezde kalmak istemiyorum, hani size burayı sevdiğimi söylemiştim ya artık dayanamıyorum." dedim bir nefeste.
Güleceğini sanmıştım ama tebessüm bile etmedi, çekmecesini açıp birşeyler çıkardı ve kalem alıp birşeyler yazmaya başladı. Yazması bitince kağıdı bana uzattı, bende tereddütle
aldım.
"Bunu girişteki bayana götür, artık özgürsün umarım bir daha merkezde görüşmeyiz." dedi, şaşkınlık içinde doktora baktım sonra da sevinç çığlıkları atmaya başladım.
"Teşekkür ederim, aman tanrım! Çok teşekkürler!" diye bağırınıyordum.
Hemen koşarak kağıdı verdim ve odama gidip bir çırpıda topladım eşyalarımı. Annemlere haber vermedim çünkü sürpriz yapmak istiyordum. Bu sefer dışarda paparazi falan yoktu,
bavulumu arabanın bagajına attım ve arabaya binip eve doğru yola çıktım. Ağzım gülümsemekten ağrımaya başlamıştı, ağzımı kapatıyordum ama sonra yine istemsiz olarak kendimi
gülümserken buluyordum.
Eve vardığımda kapıyı çalmak için biraz bekledim, sonra kapıyı çalıp görmeyecekleri bir yere geçtim. Annem kapıyı açtı ve etrafa bakındı. Ben birden ortaya çıkınca öce korktu
sonra şaşırdı ve en sonunda da sevindi.
Bana öyle bir sarıldı ki canım yandı, hemen babamı ve kız kardeşimi çağırdı. Tamamen eve döndüğümü öğrenince hepsi sevinçten havalara uçtu. Sevinç töreni bitince odama yerleştim
ve çantamı boşaltınca kartı gördüm. Arasam mı aramasam mı bilemedim, en sonunda telefonu elimde aldım ve aradım. Çaldı, çaldı ve çaldı... Sonra biri açtı.
"Alo?" dedi, bu sesi tanıyordum.
"Ben Demi." dedim, endişelemiştim bu konuştuğum kişi değildi.
"Beni tanıdın mı?" dedi, o zaman kafamda şimşekler çaktı. 


ALINTIDIR:http://disneystars97.blogspot.com/2011/06/demi-lovatonun-agzndan-yasadklar.html?showComment=1360523280727#c4039410354478595459

3 Şubat 2013 Pazar

Demi Lovato'nun oynadığı TÜM filmler



Sonny'nin Yıldızında Sonny Munroe rolünü canladırmıştır.Sonny So Random! adlı skeç komedi dizisinde başrol oyuncusudur.Chad Dylan Cooper'ı canlandıran Sterling Knıgth ile beraber maceralar yaşamaktadırlar.Hatta 2.sezonda sevgili olmşlardır.2. sezonu izlemenizi tercih ederim... <3 Ayrıca bu dizi 8 şubat 2009 da çekilmiştir.

Ve sonra ise CAMP ROCK 1-2 geliyor.Bizim bildiğimiz adıyla ROCK KAMPI başrolde JONAS Brothers ve Demi Lovato'nun oynadığı bir filmdir.Demi burda mitchie torres'i canlandırmaktadır.Jonaslardan Joe ise Shane Gray adlı bir ünlüyü canlandırır.Filmin konusu ise yetenekli bir genç kızın sürekli gitme hayallerini kurduğu Rock kampına gitmesini ve orada geçirdiği zamanı anlatıyor.Ama geçirdiği zamanda neler oluyor neler isterseniz fragmanından bakabilirsiniz. 
 Camp Rock 2 fragmanı.















Camp Rock fragmanı.

2 Şubat 2013 Cumartesi

Demi Lovato - Selena Gomez Dance



Selena Gomez ve Demi Lovato'nun çekmiş olduğu bu video 15 Nis 2009 çekilmiştir.
Tam 1,436,549 kez izlenmiştir.

Demi Lovato bu videoda henüz Camp Rock'ta oynamaktaydı.

Demi Lovato - Give Your Heart A Break ve lyrics

 
 
The day I first met you
You told me you'd never fall in love
But now that I get you
I know fear is what it really was

Now here we are, so close, yet so far
How did I pass the test.
When will you realize
Baby I'm not like the rest

Don't wanna break your heart
Wanna give your heart a break
I know you're scared it's wrong
Like you might make a mistake
There's just one night to live
And there's no time to wait (to wait)
So let me give your heart a break, your heart a break
Let me give your heart a break, your heart a break
Oh yeah, yeah

On Sunday, you went home alone,
There were tears in your eyes,
I called your cell phone, my love,
But you did not reply
The world is ours if we want it,
We can take it,if you just take my hand,
There's no turning back now
Baby try to understand

Don't wanna break your heart
Wanna give your heart a break
I know you're scared it's wrong
Like you might make a mistake
There's just one night to live
And there's no time to wait (to wait)
So let me give your heart a break, your heart a break,
Let me give your heart a break , your heart a break
There's just so much you can take, give your heart a break
Let me give your heart a break, your heart a break
Oh yeah, yeah

When your lips are on my lips
Then our hearts beat as one,
But you slip out of my finger tips
Every time you run
Woah oh oh

Don't wanna break your heart,
Wanna give your heart a break,
I know you're scared it's wrong, Like you might make a mistake
There's just one night to live,
And there's no time to wait (to wait)
So let me give your heart a break

Cause you've been hurt before
I can see it in your eyes,
You try to smile it away,
Some things you cant disguise,
Don't wanna break your heart,
Baby I can ease the ache (the ache)
So let me give your heart a break, your heart a break,
Let me give your heart a break, your heart a break,
There's just so much you can take,
Give your heart a break,
Let me give your heart a break, your heart a break
Oh yeah, yeah

The day I first met you
You told me you never fall in love